TEMSA, tedarik zincirinde dijital ve dirençli dönüşüme odaklandı
22/07/2026 - 09:07:00
TEMSA Satınalma ve Tedarik Zinciri Direktörü Akın Ergür, küresel tedarik zincirlerinde yaşanan değişimin şirketleri daha çevik, dijital ve sürdürülebilir modeller geliştirmeye yönlendirdiğini belirtti. Yapay zekâdan veri analitiğine, intermodal taşımacılıktan risk yönetimine kadar birçok alanda yatırımlarını sürdürdüklerini ifade eden Ergür, tedarik zincirini şirketin küresel rekabet gücünü artıran stratejik bir yapı olarak gördüklerini söyledi.
TEMSA gibi bugün yaklaşık 70 ülkeye ihracat yapan ve farklı müşteri beklentilerine göre üretim gerçekleştiren bir organizasyonda tedarik ve lojistik zincirini, yalnızca malzeme temin eden bir operasyon değil, rekabet avantajı yaratan stratejik bir yapı olarak değerlendiriyoruz.
Tedarik zinciri yapılanmamız; stratejik satınalma, operasyonel satınalma, planlama, lojistik, stok yönetimi, tedarikçi geliştirme ve risk yönetimi fonksiyonlarının entegre çalıştığı uçtan uca bir model üzerine kuruludur. Bu sayede müşteri taleplerini, üretim ihtiyaçlarını ve küresel tedarik ağımızı tek bir ekosistem içerisinde yönetebiliyoruz.
Operasyonların kesintisiz devam edebilmesi için özellikle dört unsur kritik önem taşıyor. Birincisi, tedarikçi sürdürülebilirliği ve risk yönetimi. Küresel ölçekte yaşanan jeopolitik gelişmeler, ham madde dalgalanmaları veya lojistik aksaklıklar nedeniyle proaktif aksiyonlar uygulanması ve alternatif kaynak yapılarının hazır olması büyük önem taşıyor. İkincisi, doğru talep ve kapasite planlaması. Üretim, satış ve tedarik ekiplerinin aynı veri seti üzerinden hareket etmesi operasyonel verimliliği artırıyor.
Üçüncü olarak, dijitalleşme ve veri odaklı karar alma süreçleri kritik rol oynuyor. Gerçek zamanlı takip edilen performans göstergeleri sayesinde potansiyel riskleri henüz gerçekleşmeden öngörebiliyor ve gerekli aksiyonları hızlıca alabiliyoruz. Son olarak ise güçlü iş birlikleri ve iletişim büyük önem taşıyor. Tedarikçilerimizi yalnızca hizmet sağlayıcı olarak değil, uzun vadeli iş ortakları olarak görüyor ve birlikte gelişim yaklaşımını benimsiyoruz.
Özetle, günümüz rekabet ortamında başarılı bir tedarik zinciri yönetimi; maliyet, kalite ve teslimat performansını dengelerken aynı zamanda çevik, görünür ve dayanıklı bir yapı oluşturmayı gerektiriyor. TEMSA olarak odaklandığımız temel konu da küresel operasyonlarımızı destekleyecek bu sürdürülebilir ve dirençli tedarik zinciri yapısını sürekli geliştirmektir.
‘ÖNCELİKLERİMİZ KALİTELİ HİZMET VE ZAMANINDA TESLİMAT’
TEMSA olarak tedarik ve lojistik süreçlerini yönetirken hangi performans göstergelerini önceliklendiriyorsunuz? Yıllık operasyon hacimleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz?
Otomotiv sektöründe tedarik zinciri başarısını yalnızca üretim adediyle değil; kalite, müşteri teslimat performansı, maliyet yönetimi ve operasyonel sürdürülebilirlik ekseninde değerlendirmek gerekiyor. Bu nedenle performansı takip ederken öncelikle kalite göstergelerine odaklanıyoruz.
Kalite tarafında tedarikçi PPM performansı, gelen kalite hata oranları ve saha geri bildirimleri kritik göstergeler olarak öne çıkıyor. Çünkü tedarik zincirinde ortaya çıkan en küçük kalite sorunu dahi müşteri memnuniyetini, marka algısını ve operasyonel verimliliği doğrudan etkileyebiliyor. Bu nedenle kaliteyi yalnızca bir kontrol mekanizması değil, rekabet gücümüzün temel unsurlarından biri olarak görüyoruz.
Kalitenin ardından, tedarikçi zamanında teslimat performansı en önemli odak alanlarımızdan biri. Üretim hattının kesintisiz çalışabilmesi için tedarikçilerin doğru miktarı, doğru zamanda ve istenen kalite seviyesinde teslimat yapması büyük önem taşıyor. TEMSA'da tedarik zinciri performansını değerlendirirken yalnızca maliyet odaklı bir yaklaşım benimsemiyoruz. Üretim sürekliliği, kritik parça erişilebilirliği, tedarik kaynaklı duruş riskleri, stok verimliliği, lojistik maliyet optimizasyonu ve müşteri teslimat performansını destekleyen göstergeleri bütüncül bir bakış açısıyla izliyoruz.
Yıllık operasyon hacmimiz ise binlerce farklı parçanın yönetildiği, yüzlerce tedarikçiyle çalışılan ve Japonya’dan Amerika’ya, Finlandiya’dan İtalya’ya uzanan geniş bir coğrafyayı kapsayan kompleks bir ekosistemden oluşuyor. Bu yapının etkin şekilde yönetilmesi için süreçlerimizi dijital sistemlerle destekliyor ve operasyonlarımızda görünürlüğü artırıyoruz.
Elektrikli araçlara yönelik dönüşüm, otomotiv tedarik zincirlerinde önemli değişimleri beraberinde getiriyor. Elektrikli otobüs ve batarya teknolojilerine yönelik yatırımlar, TEMSA'nın tedarik ve lojistik süreçlerini nasıl dönüştürüyor?
Öncelikle elektrikli araçlara ile ilgili bir vurgu yapmak isterim. Türkiye’nin ilk elektrikli otobüsü TEMSA tarafından yaklaşık on yıl önce üretilmiştir ve elektrikli otobüs teknolojilerinin öncülerinden biridir. Bugün geldiğimiz noktada TEMSA, yalnızca elektrikli araç üreten değil; batarya paketi, Batarya Yönetim Sistemi (BMS), güç elektroniği ve enerji yönetimi çözümleri geliştiren ve üreten entegre bir mobilite şirketi konumundadır. TEMSA mühendisleri tarafından geliştirilen BMS altyapımız ve batarya teknolojilerindeki yetkinliğimiz, elektrifikasyon alanındaki en önemli rekabet avantajlarımız arasında yer alıyor.
Elektrikli şehir içi ve şehirler arası araçlarımızla Avrupa ve Kuzey Amerika başta olmak üzere birçok pazara hizmet verirken, aynı zamanda denizcilik, mikromobilite, enerji depolama sistemleri ve şarj teknolojileri gibi farklı alanlarda da elektrifikasyon çözümleri geliştiriyoruz. Bu kapsamlı yetkinlik, TEMSA'yı yalnızca bir araç üreticisi değil, mobilitenin geleceğini şekillendiren teknoloji şirketlerinden biri olarak konumlandırıyor.
Bu nedenle elektrifikasyon, yalnızca ürün tarafında değil, tedarik zincirinin tamamında önemli bir dönüşümü beraberinde getiriyor. Geleneksel dizel araç üretiminden farklı olarak elektrikli araçlarda batarya sistemleri, güç elektroniği, yazılım ve yüksek voltajlı bileşenler çok daha kritik bir rol üstleniyor. Bu durum da tedarik stratejilerimizi yeniden şekillendirmemizi gerektiriyor.
Öncelikle tedarikçi ekosistemimiz dönüşüyor. Ağırlıklı olarak mekanik komponentler üzerine yoğunlaşan tedarik ağımıza, bugün batarya sistemleri, enerji yönetimi çözümleri, elektronik kontrol üniteleri ve yazılım odaklı teknoloji sağlayıcıları da dahil oluyor. Bu nedenle satınalma süreçlerinde teknoloji yetkinliğini, inovasyon kapasitesini ve uzun vadeli iş birliği potansiyelini de değerlendiriyoruz.
Lojistik tarafında ise batarya teknolojileri yeni gereklilikleri beraberinde getiriyor. Bataryalar yüksek değerli ve özel taşıma koşullarına sahip ürünler olduğu için depolama, paketleme, taşıma ve güvenlik süreçleri daha hassas yönetiliyor. Bu da tedarik zincirinde görünürlük, izlenebilirlik ve risk yönetiminin önemini artırıyor.
Diğer önemli dönüşüm alanı ise sürdürülebilirlik. Elektrikli araç pazarının büyümesiyle birlikte müşteriler yalnızca ürüne değil, ürünün arkasındaki tedarik zincirinin çevresel performansına da odaklanıyor. Bu nedenle karbon ayak izi, sürdürülebilir kaynak kullanımı ve tedarikçilerin ESG uyumluluğu gibi kriterler satınalma kararlarımızda giderek daha fazla önem kazanıyor.
Ayrıca elektrifikasyon süreci, veri ve dijitalleşme yatırımlarını da hızlandırıyor. Daha karmaşık ürün yapıları ve küresel tedarik ağları nedeniyle gerçek zamanlı veri analitiği, tedarikçi risk yönetimi ve dijital izleme sistemleri operasyonlarımızın vazgeçilmez bir parçası haline geliyor.
Özetle, elektrikli araç ve batarya teknolojilerine yönelik dönüşüm; TEMSA'nın tedarik zincirini daha teknoloji odaklı, daha sürdürülebilir ve daha dirençli bir yapıya dönüştürüyor. Biz de bu değişimi yalnızca bir uyum süreci olarak değil, geleceğin mobilite ekosisteminde rekabet avantajı yaratacak stratejik bir fırsat olarak görüyoruz.
RİSKLERİ YÖNETEN TEDARİK ZİNCİRİ STRATEJİSİ
Son yıllarda küresel tedarik zincirlerinde yaşanan kırılmalar, üreticilerin daha dayanıklı ve esnek yapılar oluşturmasını zorunlu kıldı. TEMSA, risk yönetimi, tedarikçi çeşitliliği ve kapasite planlaması alanlarında nasıl bir strateji izliyor?
Son yıllarda yaşanan pandemi, jeopolitik gelişmeler, yarı iletken krizi ve küresel lojistik darboğazları bize bir kez daha gösterdi ki tedarik zincirlerinde artık yalnızca verimlilik değil, aynı zamanda dayanıklılık ve çeviklik de kritik bir rekabet unsuru haline geldi. Bu nedenle TEMSA olarak stratejimizi "riskleri yönetebilen, alternatifleri hazır olan ve değişen koşullara hızla adapte olabilen bir tedarik zinciri" anlayışı üzerine kurguluyoruz.
Risk yönetimi tarafında öncelikle kritik malzeme ve tedarikçileri sürekli olarak izliyoruz. Tedarikçilerimizin finansal durumu, operasyonel kapasitesi, kalite performansı, coğrafi riskleri ve sürdürülebilirlik kriterleri düzenli olarak değerlendiriliyor. Amacımız bir risk gerçekleştiğinde reaksiyon vermek değil, riskleri önceden tespit ederek gerekli önlemleri almak.
Tedarikçi çeşitliliği ise stratejimizin ikinci önemli ayağını oluşturuyor. Kritik komponentlerde mümkün olan noktalarda tek kaynağa bağımlılığı azaltmaya çalışıyoruz. Alternatif tedarikçi geliştirme çalışmaları yürütüyor, farklı coğrafyalarda kaynaklar oluşturarak tedarik ağımızı daha dirençli hale getiriyoruz. Bu yaklaşım hem tedarik sürekliliğini güvence altına alıyor hem de uzun vadede rekabetçi maliyet yapısına katkı sağlıyor.
Kapasite planlamasında ise satış, üretim, satınalma ve lojistik ekiplerinin entegre çalıştığı bir yapı benimsiyoruz. Talep projeksiyonları ile tedarikçi kapasitelerini düzenli olarak eşleştiriyor, olası kapasite darboğazlarını önceden belirleyerek aksiyon alıyoruz. Ürün çeşitliliğimiz göz önüne alındığında, doğru kapasite planlaması müşteri teslimat performansımız açısından kritik önem taşıyor.
Bunun yanında dijitalleşme yatırımlarını da risk yönetiminin önemli bir parçası olarak görüyoruz. Gerçek zamanlı veri analitiği ve tedarikçi performans takibi sayesinde olası sapmaları erken tespit edebiliyor, karar alma süreçlerimizi daha hızlı ve veri odaklı şekilde yönetebiliyoruz.
Özetle, TEMSA olarak tedarik zinciri yönetiminde temel yaklaşımımız; riskleri öngörebilen, alternatif kaynaklarla desteklenen, veri odaklı yönetilen ve değişen koşullara hızlı adapte olabilen bir yapı oluşturmak. Çünkü günümüz koşullarında güçlü tedarik zincirleri yalnızca maliyet avantajı yaratmıyor, aynı zamanda müşterilere kesintisiz hizmet sunmanın da temel güvencesi haline geliyor.
TEMSA, yurt içi ve yurt dışındaki geniş tedarikçi ağıyla çalışıyor. Lojistik ve tedarik zinciri iş ortaklarınızı seçerken hangi kriterleri önceliklendiriyorsunuz? Geleceğin lojistik hizmet sağlayıcılarında hangi yetkinlikleri görmek istiyorsunuz?
Sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda lojistik operasyonlarınızda hangi taşıma modellerine öncelik veriyorsunuz? Demiryolu, intermodal taşımacılık ve düşük karbonlu lojistik çözümlerinin operasyonlarınızdaki payı ve gelecekteki hedefleri hakkında bilgi verebilir misiniz?
Lojistik operasyonlarımızı maliyet, hız ve çevresel etkileri de dikkate alarak yönetiyoruz. Bu kapsamda, mümkün olan tüm rotalarda karayolu taşımacılığına alternatif veya tamamlayıcı çözümleri değerlendiriyoruz.
Özellikle uzun mesafeli taşımalarda denizyolu ve intermodal taşımacılığı stratejik olarak önceliklendiriyoruz. Bu modeller, karbon emisyonlarının azaltılmasının yanı sıra trafik yoğunluğu ve operasyonel risklerin azaltılmasına da katkı sağlıyor.
Bunun yanında, yük konsolidasyonu, dijital takip sistemleri ve yüksek doluluk oranları gibi uygulamalarla karbon ayak izimizi azaltmayı hedefliyoruz.
Gelecek dönemde ise düşük karbonlu lojistik çözümlerinin toplam taşımalarımız içindeki payını daha da artırmayı, uygun coğrafyalarda demiryolu kullanımını yaygınlaştırmayı amaçlıyoruz.
Bizim için sürdürülebilir lojistik, sadece geleceğin rekabet avantajını oluşturan stratejik bir yatırım alanı değil, aynı zamanda çevresel bir sorumluluktur.
‘DAHA DİRENÇLİ BİR OPERASYON MODELİ OLUŞTURUYORUZ’
TEMSA'nın büyüme stratejisi kapsamında önümüzdeki dönemde tedarik zinciri ve lojistik alanındaki öncelikli hedefleri neler olacak? Yeni pazarlar, üretim kapasitesi, sürdürülebilirlik ve operasyonel verimlilik açısından nasıl bir yol haritası öngörüyorsunuz?
TEMSA'nın büyüme stratejisini desteklemek adına önümüzdeki dönemde tedarik zinciri ve lojistik alanındaki odağımız; küresel büyümeyi destekleyen, sürdürülebilir, dijitalleşmiş ve daha dirençli bir operasyon modeli oluşturmak olacak.
Öncelikle yeni pazarlara erişim hedeflerimiz doğrultusunda, tedarik ve lojistik ağımızı daha esnek hale getirmeyi amaçlıyoruz. Farklı bölgelerde artan müşteri taleplerine hızlı yanıt verebilmek için lojistik altyapımızı güçlendirirken, kritik tedarikçilerimizle uzun vadeli iş birliklerini geliştirmeye ve alternatif kaynak yapılarımızı artırmaya devam edeceğiz.
Üretim kapasitesi tarafında ise ürün portföyümüzün çeşitlenmesi ve özellikle elektrikli araç ekosisteminin büyümesiyle birlikte daha karmaşık bir tedarik zinciri yapısı oluşuyor. Bu nedenle kapasite planlama, talep tahminleme ve tedarikçi entegrasyonu süreçlerinde veri odaklı yönetim anlayışını daha da ileri taşımayı hedefliyoruz. Amaç, artan üretim hacmine rağmen operasyonel mükemmelliği koruyabilmek.
Sürdürülebilirlik başlığı ise önümüzdeki dönemin en önemli önceliklerinden biri olmaya devam edecek. Lojistik operasyonlarımızda karbon emisyonlarını azaltan taşıma modellerinin kullanımını artırırken, tedarikçi seçim ve değerlendirme süreçlerimizde çevresel ve sosyal kriterleri daha güçlü şekilde entegre edeceğiz. Avrupa Yeşil Mutabakatı ve küresel sürdürülebilirlik beklentileri doğrultusunda tüm değer zincirimizin çevresel performansını geliştirmeyi hedefliyoruz.
Operasyonel verimlilik açısından baktığımızda ise dijital dönüşüm kritik rol oynuyor. Yapay zekâ destekli analizler, tedarikçi performans yönetimi, gerçek zamanlı risk izleme sistemleri ve veri analitiği uygulamaları sayesinde karar alma süreçlerini hızlandırmayı ve operasyonel görünürlüğü artırmayı amaçlıyoruz. Geleceğin tedarik zincirleri yalnızca fiziksel bir akış değil, aynı zamanda güçlü bir veri yönetim modeliyle desteklenen akıllı yapılar olacak.
Özetle, önümüzdeki dönemde yol haritamız; küresel büyümeyi destekleyen, elektrikli mobilite dönüşümüne uyum sağlayan, sürdürülebilirlik odaklı ve dijital teknolojilerle güçlendirilmiş bir tedarik zinciri oluşturmak üzerine kurulu. Hedefimiz sadece bugünün ihtiyaçlarını karşılamak değil; TEMSA'nın gelecekteki büyümesini destekleyecek çevik, dayanıklı ve dünya standartlarında bir tedarik zinciri yapısını hayata geçirmek. Bu doğrultuda tedarik ve lojistik fonksiyonlarını, şirketimizin uluslararası rekabet gücünü artıran stratejik bir değer alanı olarak konumlandırmaya devam edeceğiz.
LOJİSTİKTE STRATEJİK İŞ ORTAKLIKLARLA YÜRÜYOR
TEMSA Satınalma ve Tedarik Zinciri Direktörü Akın Ergür, küresel ölçekte faaliyet gösteren bir üretici olarak lojistik ve tedarik zinciri iş ortaklarını yalnızca hizmet sağlayıcı olarak değil, uzun vadeli stratejik paydaşlar olarak değerlendirdiklerini söyledi. Ergür, değişen küresel ticaret koşullarında lojistik sektöründen beklentilerin de önemli ölçüde farklılaştığını ifade etti.
İş ortağı seçiminde hizmet kalitesi, teslimat performansı ve operasyonel güvenilirliğin öncelikli kriterler arasında yer aldığını belirten Ergür, doğru ürünün doğru zamanda ve doğru maliyetle müşteriye ulaştırılmasının temel beklentileri olduğunu kaydetti. Bunun yanı sıra finansal sürdürülebilirlik, kapasite yeterliliği, uluslararası operasyon deneyimi ve risk yönetimi kabiliyetinin de değerlendirme süreçlerinde belirleyici olduğunu söyledi.
Küresel tedarik zincirlerinde yaşanan belirsizliklerin iş ortaklarının çevikliğini daha da önemli hale getirdiğine dikkat çeken Ergür, "Beklenmedik gelişmeler karşısında alternatif senaryolar sunabilen ve hızlı aksiyon alabilen iş ortakları, bizim için önemli bir rekabet avantajı oluşturuyor" dedi. Sürdürülebilirliğin de lojistik sektöründe temel değerlendirme kriterlerinden biri haline geldiğini belirten Ergür, karbon emisyonlarının azaltılması, çevresel performansın ölçülmesi, şeffaf raporlama ve ESG uygulamalarının iş ortaklarını değerlendirirken dikkate aldıkları başlıca unsurlar arasında yer aldığını ifade etti. Bu kriterlerin önümüzdeki dönemde çok daha belirleyici olacağını dile getirdi.
Geleceğin lojistik hizmet sağlayıcılarında en önemli yetkinliklerden birinin dijitalleşme olacağını vurgulayan Ergür, gerçek zamanlı takip sistemleri, veri analitiği, yapay zekâ destekli planlama çözümleri ve uçtan uca tedarik zinciri görünürlüğü sağlayan teknolojilerin sektöre yön vereceğini söyledi. "Kararlarını veriyle destekleyen ve müşterilerine uçtan uca görünürlük sunabilen firmalar önemli bir avantaj elde edecek" ifadelerini kullandı. Ergür, intermodal taşımacılık yetkinliği, güçlü uluslararası ağ, sürdürülebilir lojistik çözümleri ve operasyonel esnekliğin de geleceğin başarılı lojistik şirketlerini tanımlayan temel özellikler arasında yer alacağını belirterek, "Müşteriler artık yalnızca taşıma hizmeti değil; riskleri yöneten, operasyonlarını optimize eden ve sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlayan çözüm ortakları arıyor. Biz de iş ortaklarımızı seçerken yalnızca bugünün değil, geleceğin tedarik zinciri ihtiyaçlarını da dikkate alıyoruz" değerlendirmesinde bulundu.
YAPAY ZEKÂ AJANLARI TEDARİK ZİNCİRİNİN GELECEĞİNİ ŞEKİLLENDİRECEK
TEMSA Satınalma ve Tedarik Zinciri Direktörü Akın Ergür, tedarik zinciri yönetiminde dijitalleşmenin yeni aşamasını yapay zekâ ve otonom ajan (AI Agent) teknolojilerinin oluşturacağını belirterek, bu sistemlerin yalnızca veri analizi yapmakla kalmayıp süreçleri yönetebilen dijital çalışma arkadaşlarına dönüşeceğini söyledi. Yapay zekânın tedarik zincirinde çok sayıda veriyi analiz ederek daha hızlı ve doğru karar alınmasına katkı sağladığını ifade eden Ergür, "Geçmişte kurumlar dijitalleşerek veriyi topladı, bugün ise yapay zekâ sayesinde bu veriyi anlamlandırabiliyor ve aksiyon alabiliyor. Önümüzdeki dönemde agent teknolojileri yalnızca analiz yapan değil, belirli süreçleri uçtan uca yönetebilen dijital çalışma arkadaşları haline gelecek" dedi.
TEMSA'nın bu alandaki çalışmalarına da değinen Ergür, şirket bünyesinde görev yapmaya başlayan "MİTİ" isimli yapay zekâ ajanının küresel haber akışını ve tedarikçi verilerini sürekli analiz ettiğini belirterek, "MİTİ, potansiyel riskleri önceden tespit ederek ilgili ekipleri proaktif şekilde bilgilendiriyor. Henüz gelişiminin başında olan bu dijital çalışma arkadaşımız öğrenmeye devam ediyor. Gelecekte alternatif senaryolar üreterek karar süreçlerimize daha fazla katkı sağlamasını bekliyoruz" diye konuştu.
Yapay zekânın lojistik operasyonlarında da önemli fırsatlar sunduğunu vurgulayan Ergür, rota optimizasyonu, taşıma planlaması, kapasite yönetimi ve karbon emisyonu analizlerinde yapay zekâ destekli sistemlerin operasyonel verimliliği artırırken sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşılmasına da katkı sağladığını ifade etti.
TEMSA olarak teknolojiyi yalnızca operasyonları hızlandıran bir araç olarak görmediklerini belirten Ergür, "Yapay zekâyı karar alma süreçlerinin kalitesini artıran ve çalışanlarımızın stratejik konulara daha fazla odaklanmasını sağlayan bir dönüşüm unsuru olarak değerlendiriyoruz. Özellikle tedarik zincirinde risklerin erken tespiti, tedarikçi yönetimi, sözleşme süreçleri ve veri analitiği gibi alanlarda yapay zekâ uygulamalarının önümüzdeki yıllarda çok daha yaygın hale geleceğine inanıyoruz" dedi.
Geleceğin rekabetinde insan ile yapay zekânın birlikte çalışacağına dikkat çeken Ergür, "En başarılı şirketlerin, insan uzmanlığı ile yapay zekâyı birlikte kullanabilen şirketler olacağını düşünüyorum. Yapay zekâ çok hızlı analiz yapabilir ancak stratejik bakış açısı, tecrübe ve iş ilişkileri hâlâ insan faktörünün en güçlü olduğu alanlar. Hedefimiz, teknolojiyi insanın yerine koymak değil, çalışanlarımızın yetkinliklerini güçlendiren bir yardımcı olarak konumlandırmak" ifadelerini kullandı.
Ergür, yapay zekâ ve agent teknolojilerinin önümüzdeki dönemde daha görünür, daha öngörülebilir ve daha otonom çalışan tedarik zincirlerinin temelini oluşturacağını belirterek, bu dönüşümün TEMSA'nın küresel rekabet gücünü de destekleyeceğini sözlerine ekledi.
